|
Kltr Sanat Haberleri
Yeni bir düzyazının ilk basamakları | | - SEMİH GÜMÜŞ
1950 Kuşağı yazarlarının düzyazıya getirdiği yenilikler, önceden denenmemiş biçimler, Türkçenin bilinmeyen olanaklarını keşfeden dil anlayışı, edebiyatımızın ana akımını yörüngesinden çıkarmasa da, kendine yeni bir çekim alanı yaratmıştır... |
Chuck Palahniuk testi | | Ona takılan lakapların bir sonu yok gibi; yeraltı edebiyatının edepsiz kralı, x kuşağının peygamberi, postmodern romancı… Romanlarından biri, 'Dövüş Kulübü' sinemaya uyarlandı ve Chuck Palahniuk tüm dünyanın tanıdığı bir yazar oluverdi. Tüketim çılgınlığının Amerika'da ulaştığı boyutu hicveden bu roman, özellikle gençleri hemen yakaladı. Bakalım bu çılgın yazarı ne kadar tanıyorsunuz |
'Yazdığım, kendi hikâyem' | | - ÖMER ERDEM
Eleştirel olduğu kadar hoşgörülü bir zihni var Gide'in. 'Fransız toplumunda baştan aşağı her kesimde ve her yaşta görülen taraf olma ihtiyacı vardı' diyen yine kendisi. Doğa onda açık bir kitap hükmünde |
YENİ ÇIKANLAR | | 'Kızım Süreyya', Eva İsfendiyari'nin kızıyla ilgili anılarından oluşuyor. Kitap, 1950'li ve 1960'lı yıllarda dünya basınında ve Türkiye basınında geniş yer bulan Prenses Süreyya'nın trajik yaşamından kesitler içeriyor. Tam adı Süreyya... |
Yaşam nedir ki? | | - NURİYE BİLİCİ
Krishnamurti'yi bu kadar popüler yapan, insana dair hırs, açgözlülük, kıskançlık, güvenlik arzusu ve iktidar gibi temel güdülere ışık tutması. Bizim adına kültür, eğitim, din, politika ve gelenek dediğimiz unsurların dışavurumunu irdelemesi. Tüm bunların insan topluluklarındaki çürümenin nedenleri olduğuna dair yaklaşımları |
Devrimin şarkıları | | - ARZU HAKSUN GÜVENİLİR
Victor Jara, barış adamıydı. Yoksunluğun gerçek şiddetine karşı derin duyarlılığa sahipti. Şarkıları günlük yaşam mücadelesinde rol oynuyor, bazılarını oldukça rahatsız ediyordu. Ve sonuç: Elleri kesildi, işkence görerek öldürüldü. Tek suçu müzik yapmaktı |
KABORÜKO | | - GÖRKEM YELTAN
On iki yaşındaki Cosimo, bir gün babasına kızar ve ağaca çıkar. Cosimo'yu tanıdıkça onun destekçisi olmak kaçınılmaz bir durum. Ne kadar çok insana ulaşırsa Cosimo'nun alternatif yaşamı, o kadar renkli dünya ümidini taşıyan insan fazlalaşır |
'Boşanan devlet ile kilisenin çocuğu' | | - OĞUZ ALYANAK
Olivier Roy, kitabında İslam tartışmasının toplumsal boyutuna iniyor ve Fransız siyasetçilerin, laiklik konusundaki tutumunun arkasında yatan 'korku'ları ve bu korkuların siyaset arenasında ne şekilde bir politika yapma aracına dönüştürüldüğünü masaya yatırıyor |
Dede Korkut'un poetik modernizasyonu | | - YÜCEL KAYIRAN
Yoksulluğun, onun şiirindeki dışavurumu, güçlünün karşıtı olma, ontik olarak güçten yoksun bırakılma durumu, dolayısıyla horlanma ve buna rağmen arkasızlıktır. Gökçe'nin öznesi, bu varlıksal durumda yer alan, bütün bir halk olarak çoğul öznedir |
'Yoksul doğu ülkelerinde sevilen bir yazarım' | | - CEM ERCİYES
Orhan Pamuk yeni kitabı 'Manzaradan Parçalar'da sevdiği yazarlar, kendi kitapları, biraz sanat ve siyaset bir de başka coğrafyalar hakkında yazılarını bir araya getirmiş. Pamuk, 'Dünyanın doğu kısmında, Çin'de, Hindistan'da Kore'de Japonya'da Batılı yazarlara göre daha çok okunan bir yazarım. O okurlar bir Türk ve biraz batı dışı bir insan olduğum için, ama daha çok hayatlar benzediği için beni seviyorlar. Ben de oraları görmekten gözlemlenmekten hoşlanıyorum' diyor |
Acıklı metres öyküleri | | - ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE
Jean ne ilk başta, ne de daha sonra Fanny'nin güzelliğine ya da zarafetine vurulmaz; ilişkilerini sürdüren şey, Fanny'nin hiç sakınmadan kendini vermesidir. Hep arayan Fanny'dir, Jean'ın ilgisini diri tutmak için hiç durmadan çabalar. Jean ayrılmak istediğinde, ağlar, hırçınlaşır, sonunda yalvarır, her seferinde onu kaybetmeden elinde tutmayı başarır |
'Öteki olmadığı sürece ben de yokum' | | - ASLI TOHUMCU
Ferit Edgü: 'Ben huzur sözcüğünü kullanmazdım, pek fazla Tanpınar koktuğu için değil, huzursuzluğu huzura yeğlediğim için. Bu sözcük yerine, mümkün olan, uyumlu bir yaşam içindeki 'öteki'nin yerinden söz etmeyi yeğlerim. Öteki var olmadığı sürece ben de yokum. Kafka'nın yazdıkları, baştan sona ötekilerle dolu. Hep onları arıyor. Olmadıklarında, yaratıyor' |
Kerouac'ın aşk müziği | | - KAYA GENÇ
Jack Kerouac'ın Türkçeye yeni çevrilen romanı 'Yeraltı Sakinleri' bu yıl okuyacağınız aşk romanlarının en afilisi. Roman, Beat Kuşağı'nın özgürleştirici anlatım tekniklerinin ilk uygulamasını da satırlarında barındırıyor. Kerouac, en ünlü kitabı 'Yolda'yı üç haftada, 'Yeraltı Sakinleri'ni üç günde yazmıştı |
Birbirimize ihtiyacımız var | | Yedilemma'da, modern yaşamda şekillenen ilişkilere bakmış Müjde Ayşe Şahintürk, Şöyle ki; yaşadığımız atmosferde biçimlenen hayatın, dostluk, aşk, cinsellik, evlilik gibi artık sorunsallaşmış alanlarında gezinmiş ve onun arka planını oluşturan... |
Köleliğin öldürdüğü ruhlar | | - A. ÖMER TÜRKEŞ
Hemen her roman ve hikâyesinde yaptığı gibi 'Can'da da Sovyetler Birliği'nde yeni düzenin kuruluş sancılarını işlemiş Platonov. Yazar, devrim hükümetinin Çarlık Rusya'sından devraldığı yoksulluğun, açlık ve sefaletin çarpıcı bir tablosunu sergilerken, kişisel deneyimlerini de kattığı hikâyesinde bu ürkütücü hayata karşı varoluşçu bir yaklaşımı var |
Ütopyanın gerçekliği | | - SEMİH GÜMÜŞ
Sonunda kendimiz için kendimiz olmak zorundayız. Ancak bu olduğunda iktidar olmadan da dünyayı değiştirmenin olanakları açılmaya başlar. Demek ki topyekûn direniş kültürü depremin uğultusu gibi tedirgin ederken yıkıcı etkiler yaratır |
Edebiyatta ilkler testi | | Kendi alanlarında ilk olan eserleri konu alan bir test hazırladık. Bu konuda bilgiliyim diyorsanız kendinizi denemek, bilmiyorsanız öğrenmeye başlamak için buyrun testimize... |
'Kent her ışık ve havada görünür' | | - ÖMER ERDEM
Denizin sağda dalgalarla köpürdüğü bir anda, solda Yeni Cami, yukarda ufukta Süleymaniye'nin kurduğu çerçevede, gökte bulutların kayışına paralel tramvayın Karaköy yönüne akışı vardı. Ve genç bir turist kadın elinde su şişesi filmlerdeki gibi hafif koşu içindeydi |
Stefan Zweig'la yıllar | | - SELİM İLERİ
Stefan Zweig, Marie Antoinette'i usul usul tahlil eder. Savurganlığına savurgandır, çocuksudur, hiçbir zaman yüce duygular taşımamıştır. Ne var ki, son bölümler yaklaştıkça, Marie Antoinette'ki büyük değişim okuru sarsar |
YENİ ÇIKANLAR | | Sabit Sümer 'Gölge Kardeşliği'nde, baş kahramanı Oğuz Karaçay'ın, dünyanın her tarafına yayılmış gizli bir tarikatın izini sürmesini hikâye ediyor. Karaçay günün birinde, antikacıdan aldığı fotoğraf makinesinde unutulmuş... |
KABORÜKO | | - GÖRKEM YELTAN
'Nefis Şeyler Peşinde', 1969 yılında yayımlanmış ilk kez. Eskimeyen, zamanın sular altına gömemediği, gömemeyeceği kitaplardan |
Behçet Uz Parkı müdavimleri | | - YELİZ KIZILARSLAN
Türkiye'nin sevilen üç sanatçısının aynı mahallenin parkında farklı zamanlarda çocuk oyunları oynadıklarını biliyor muydunuz? Sezen Aksu, Haluk Bilginer ve Meltem Cumbul İzmir'den dünyaya açılan üç kocaman yıldız... Hacer Kılcıoğlu, bu üç yıldızın, çocuklukları vesilesiyle aynı semtte kesişen kaderlerini, mizah yüklü ve gözlerinizi hafifçe nemlendiren bir anlatımla öykülüyor |
Dünya dikenli bir hayat, sevenlerde mi kabahat! | | - ÜMİT SEDİR
Mark Vernon '42 Derin Düşünce'yi, tarihin her döneminden, geniş bir düşünce yelpazesinden seçtiği kırk iki özdeyiş üzerine yazılmış kırk iki denemeyle oluşturmuş. Kitabın en iyi tarafı da 'mutlu olmak için yapmanız gereken on şey,' 'hayatı anlamak için okumanız gereken beş kitap' gibi listeler barındırmıyor olması |
Toplumu şekillendirecek bir kitap | | - ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE
'Benlik, Aile ve İnsan Gelişimi', farklı okumalara açık bir kitap. Elbette, kitap bütünlüğü içinde, psikoloji öğrencileri göz önüne alarak yazılmış. Buna rağmen böylesi bir araştırmadan yararlanacak birçok sosyal bilimci, kuramcı ve siyasi liderler olabilir. Kitabın bazı bölümleri, çocuk gelişimi konusunda akademik değil, bireysel çaba harcayan herkes tarafından okunmalı |
Sadece bir 'cadde' değil | | - CENGİZ AYDOĞDU
Beşir Ayvazoğlu kitabında İstanbul'da, Ayasofya'dan başlayıp Edirnekapı'ya doğru uzanan bir caddenin hikâyesini anlatıyor |
Bir ailenin üç kuşağı | | - KAYA GENÇ
Matt Perry'nin 'Marksizm ve Tarih' isimli çalışması, Marx ve Engels'ten Troçki ve Lukacs'a, Thompson, Althusser ve Derrida'ya Marksist tarih yazımının üç kuşağını inceliyor |
Göçmenliğin ruh hali | | - IRMAK ZİLELİ
Kiran Desai, 'Kaybın Türküsü' romanında gidenlerin, gitmek isteyenlerin, gidip de dönenlerin ve kalanların hikâyesini anlatıyor. Kuşaktan kuşağa 'göçmenliğin ruh hali'ni aktaran Desai, Hindistan ve ABD'deki bu insanlardın dünyalarına, yaşadıkları çelişkilere bakıyor anlamaya, anlatmaya çalışıyor |
Kimliklerin çatışması ve uzlaşması | | - ÇAĞLA KARABAĞ
'Mardin'de Kültürlerarasılık', Kürt sorununun geldiği aşama, azınlık sorunları, dinlerarası diyalog, medeniyetler çatışması/ittifakı, açılım/demokratikleşme gibi kültür ve kimlikle ilgili tartışmalı meselelerde politik tarafların konumlarını gözden geçirmeye zorlandığı ve yeni saflar oluşturmaya çalıştığı günümüzde zihin açıcı bir çalışma |
Dünya bir bisiklet pedalı | | - MURAT ERŞEN
Baudrillard'a göre, modern toplumlar yeryüzü krallığı hülyalarını tüketim toplumlarıyla gerçekleştirmiştir. Yeni dünya hazla aptallaşan toplumların mesafe almaksızın durmadan, canhıraş asıldığı bisiklet pedallarına benzer. Ve ütopyanın gerçekleşmesiyle birlikte artık peşinden koşulacak bir gelecek, kutupyıldızı olacak bir ideal kalmamıştır |
Dilden dile İlhan Berk olmak | | - GONCA ÖZMEN
İlhan Berk, çevrilmesi zor şairlerden, çetin cevizlerden. Şiirin alışılmış bütünsel yapısını çoğu zaman kırıp parçaladığı için, kimi şiirlerinde imgeler ve dizeler arası bağlantılar zor kurulur. Bazen yalnızca birkaç sözcükle yazdığı şiirini, söyledikleri kadar söylemedikleriyle, suskunluk ve boşluklarla da oluşturması, kimi zaman dili deforme etmesi nedeniyle; Berk'in biçemini, şiirlerinin içeriğini ve yaratmak istediği duygusal etkiyi anlayıp çevirmek zordur |
En çok kim âşık? | | - ZEYNEP HEYZEN ATEŞ
Hangisi insanı daha çok iğrendiriyor: Birbirlerini sevip oynaştıkları zamanlar mı yoksa birbirlerine bağırdıkları, Lawrence'ın Frieda'yı saçlarından yakalayıp 'gırtlağını keseceğim sürtük' diye bağırdığı zamanlar mı? |
Suç ve iktidar | | - AYSEL SAĞIR
Tarihsel, siyasal polisiye olarak nitelendireceğimiz 'Bir Faşistin Ölümü', gücü elinde bulunduranların 'suç' mekanizmasını çok iyi kullandıklarına dair yalın bir gerçekten hareket ediyor |
Göçün ardından | | - SİNAN KANDEMİR
Zühal-Yücel İzmirli 'Makedonya'dan Esen İmbat'da, bir göç öyküsü anlatıyor. Yazarlar bu romanda; Üsküp'ü, bu 'Evlad-ı Fatihan Diyarı'nı, Balkan Harbi döneminden başlayarak savaşlarda çekilen çileleri, yörenin tarihini, Türk mimarisini, insan ilişkilerini, gelenek ve göreneklerini açıkca gözler önüne seriyor |
Yabaninin serab-ı ömrü | | - ERKAN CANAN
Necip Mahfuz'un 'Serap'ı da 'Yeraltından Notlar' gibi, insan ruhu denen devasa okyanusun haritasını başarıyla çıkarıyor. Arapça ilk baskısı 1948'de yapılan roman, özellikle Türkiyeli okurların ilgisini çekebilir. Mahfuz'un anlattığı kahvehaneler, meyhaneler, cenaze ve düğün törenleri gibi kültürel detaylar Türkiye'yle epeyi benzerlik taşıyor |
Bilimle hurafe arasında | | - A. ÖMER TÜRKEŞ
Bu yıl iki Chesterton kitabı yayımlandı: 'Don Kişot'un Dönüşü' ve 'Gurur Ağaçları'. Yazar, her iki romanda da, ilkinde hicivle, ikincisinde acı bir alayla, akla duyulan 'iman'ı sorguluyor |
İktidar nasıl reddedilir? | | - SEMİH GÜMÜŞ
Zapatistaların 'Dünyayı fethetmek zorunda değiliz. Bize onu baştan yaratmak yeter' sloganıyla 68 Kuşağı'nın 'Gerçekçi ol, imkânsızı iste' sloganı arasındaki koşutluk, aslında bugün de izlenecek en doğru yol olarak beliriyor |
'Edebiyat bir eksiklik deneyimi, bir sabırsızlıktı' | | - ÖMER ERDEM
'Edebiyat Edimleri', Jacques Derrida meraklıları için değil en genel anlamda felsefe ve dil tutkunları için de önemli başlıkları içeriyo. Derrida kitabında edebiyattan ne anladığını ve felsefe ile edebiyat ilişkisinin kökeninde neyin yattığını irdeliyor |
Luigi Pirandello testi | | Zor ve acılarla dolu bir hayat. Ölümünden sadece iki yıl önce kazandığı Nobel Edebiyat ödülü. Tekil gerçeklik, görecelik, delilik, kimlik krizleri...
Bu özgün ve orijinalliğini hâlâ muhafaza eden yazarı tanımak ya da hatırlamak istiyorsanız testimize buyrun |
Amerika... | | - SELİM İLERİ
'Amerika'yı yine çok severek okuyorum. Kafka'nın çıkardığı parçalar geçmişte etkilemişti; bakalım bu kez yine etkilenecek miyim? Amerika'yı görmeden o dünyayı böylesine simgeleştirebilmek bana olağanüstü geliyor |
YENİ ÇIKANLAR | | İki yazarlı 'Medya ve Yaşlılar', yaşlıların medya izleme davranışları ve motivasyonlarını analiz ediyor. Birçok disiplinden yararlanan çalışmada, yaşlılık ve yaşlanma, yaşlılık araştırmaları, yaşlılıkla ilgili stereotipler... |
Başımızda bir 'büyük' bulunsun | | - ERAY AYTİMUR
'İstanbul Meyhaneleri ve Balık Lokantaları'nın en önemli özelliği, meyhane kültürünün can damarı olan muhabbete bir aperatif olarak bakmaması ve bu konudaki sahiciliğini, yazarların anekdotlarıyla taçlandırması. Civarından Oğuz Atay, Sait Faik, Can Yücel geçmeyen masalar nasıl eksik kalıyorsa içinden 'Sevgi Duvarı' geçmeyen bir rehber de herhalde o kadar eksik kalırdı |
Yaşama sevinci halkın direnişidir | | - MEHMET SALİM
Suriye kökenli Alman yazar Rafik Schami'nin kitapları bugüne kadar otuza yakın dile çevrildi. Schami'nin en sevilen kitabı 'Bir Avuç Yıldız' adlı gençlik romanı Türkçede. Roman, Suriye'nin başkenti Şam'ın bir mahallesinde yaşayan on dört yaşındaki bir gencin gözünden Şam'ı ve 1958-1961 yılları arasında kentte olan biteni anlatıyor |
KABORÜKO | | - GÖRKEM YELTAN
Gittiği her yeri karıştırdığı için bir türlü aile edinemiyor. Sonunda tam da gönlüne göre bir aile buluyor, ama her zaman kendini haklı bulduğu için yine başı belaya giriyor. Çok sevdiği ailesini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalınca aklını başına topluyor |
Nohut kadar çocuğun şizofrenik dünyası | | - LEVENT CANTEK
Katmanlı bir anlatı 'Fırat'; şizofrenik nitelikleri mizahla resmediyor. Mahalleyi yakacağını söyleyen, tepede sigara tüttüren 'erken kaybeden' bebeleri içimiz burkularak seyreyliyoruz. Fırat'ı dövmekten söz ediyorlar, en zayıf olana, kendi yarattığı hayali arkadaşından bile korkan küçük bir çocuğa yükleniyorlar. Sevimli sunumuna rağmen hüzünlü, yaralı bir hikâye Fırat... Ve evet, güzel... |
Said-i Kürdi'den Said Nursi'ye | | - DOÇ. DR. YÜKSEL TAŞKIN
Cemalettin Canlı ve Yusuf Kenan Beysülen'in 'Zaman İçinde Bediüzzaman' başlıklı biyografi çalışmaları, bu uzun hayata daha soğukkanlı ve dikkatli bakma çabasıyla övgüyü hak ediyor |
'Bir cesetle aynı odada kalmak isteyebileceğim son şey' | | - ASLI TOHUMCU asli@aslitohumcu.com
Dedektif Remzi Ünal, maceralarına 'Yenik ve Yalnız'la devam ediyor. Celil Oker: 'Kurgu ile gerçek hayatın karıştırılmaması düşüncesindeyim. Kişisel olarak bir insanın başka bir insan tarafından bile isteye ve planlanarak öldürülmesinin tüm insanlığın inebileceği en alçakça noktalardan birini oluşturduğunu düşündüm hep. Bir cesetle aynı odada kalmak isteyebileceğim son şey. Kitaplarımda bulunan bazı tür insanlarla aynı sinema salonunda bulunmak bile zor gelirdi bana' |
Ortada bir sandık var ama... | | - AYDIN CINGI
'Değişiklikler Işığında 1982 Anayasası: Halk Neyi Oylayacak', satır satır anlayıp özümsenerek okunması gereken, ama gerekli dikkatle okunduktan sonra da 'artık ben, geçmişten bugüne, Türkiye'nin anayasal serüvenini biliyorum' dedirtebilecek bir yapıt |
Maviyle yeşil arasında | | - ROZERİN DOĞAN
Naci Girginsoy, bir nefesçik mavi göğün, iki dalgalık mavi suyun yitip gitmemesi için uğraştı ve yazdı. Yaşadığı İzmit'in göğünü ve denizini, fabrikaların is ve dumanına bulanmaması için uğraştı. Maviyi ve yeşili eserlerine de bulaştırarak korudu |
Oku baban gibi... | | - KEMAL ATEŞ
Kural diye yanlışlar üreten bilim adamlarıyla, bilim kurumlarıyla son zamanlarda virgülün de başı dertte. TDK kılavuzunu incelediğiniz zaman, bu işaretle ilgili akıl almaz yanlışlar göreceksiniz; bir değil, hem de pek çok yanlış... |
Şiir unutmaz! | | - KÜBRA KELEBEKOĞLU
'23 Nisan Ağıdı', belli bir yere kadar, ruhları devletlere gulyabani olan ölü çocuklardan bahsediyor, onlarla bir özdeşleşme içine girmeye çabalıyor |
İkinci Yeni'nin olanakları | | - YÜCEL KAYIRAN
Arif Damar'ın şiiri, 40 Kuşağı'nın poetikasıyla yazılan bir şiir değil, İkinci Yeni poetikasının olanakları içinde yazılan bir şiir olmuştur. Dolayısıyla buna, İkinci Yeni'nin poetik olanaklarıyla kurulan bir toplumculuk denilebilir. Arif Damar şiirini ayırıcı kılan özellik de burada gizlidir |
Akutagava'nın ince işçiliği | | - ERKAN CANAN
Japon Ryunosuke Akutagava, genç ölen yazarlardan. 1927'de otuz beşinde intihar ettiğinde, ardında on dokuz ciltte toplanan öykü, roman, gezi, anı, eleştiri ve antoloji gibi farklı türlerde eserler bıraktı. Akutagava'nın öyküleri, insanın hakiki hikâyesini vermeleriyle göz doldurur. Akira Kurosawa'nın ünlü filmi de Akutgava'nın öykülerinden uyarlanmıştı |
Şeffaf mahlaslar | | - ZEYNEP HEYZEN ATEŞ
Eskiden yazarlar gizlenmek için takma ad kullanırdı, artık çoğu 'şeffaf mahlaslar' kullanıyor. Yani herkes ya kimin kim olduğunu biliyor ya da sonunda öğreniyor. Öyleyse takma isim kullanan kişinin peşinde olduğu şey ne? Başarısız olma korkusundan kurtulmak mı? Utandığı ama para kazandıran işlerle 'gerçek' işlerini birbirinden ayırmak mı? |
Yaz klasikleri | | - A. ÖMER TÜRKEŞ
Şimdiye dek okumadıysanız ya da okumanızın üzerinden çokça zaman geçtiyse eğer, Turgenyev'in 'Babalar ve Oğullar'ını bu özenli yeni baskısı ile yeniden okumanın tam sırası |
Deneyimlerin anlamı | | - SEMİH GÜMÜŞ
Geçen sayıda D. L. Raby'nin 'Latin Amerika ve Sosyalizm'ini, yazarın sosyalizminin güncel gerçekliğini sorgulayışını ele almıştık. Bu kez, Raby'nin kitabında ayrıntısıyla anlattığı solun deneyimleri ve anlamlarıyla devam ediyoruz |
Edebi şehirler testi | | İyi bir roman okurken olayların yaşandığı sokakları görür gibi olmamız, içimizde oraları görme isteği duymamız rastlantı değildir. 'O şehir' iyi romanların ayrılmaz bir parçası olur. Testimizi edebi şehirler hakkında. Bakalım kitap okurken etrafınıza bakıyor musunuz? |
Ünlememe işareti | | - ÖMER ERDEM
Gündelik, sıradan bir konuşma arasında, bir arkadaşım, 'Amerika'nın Yanık Çocukları'nı okudun mu?' diye soruverdi. Birden oturduğumuz masa dalgalandı |
'... bir eylemdir tragedya' | | - SELİM İLERİ
Edip Cansever uzun şiire tutkundu. Beklenmedik ve o kadar acı ölümünden önce yine bir uzun şiir üzerinde çalışıyordu. Tam karar vermemişti ama, adı 'İki Ada' olacaktı. Yarım kaldı |
YENİ ÇIKANLAR | | Odile Moreau 'Reformlar Çağında Osmanlı İmparatorluğu'nda, 1826'da yeniçeri ocağının lağvedilmesiyle başlayan “yeni düzen”in, Osmanlı ordusunun, sürekli bir değişim sürecine girişine nasıl etkide... |
KABORÜKO | | - GÖRKEM YELTAN
Yaşıyoruz ve ölüyoruz. İyiler ve kötüler var biliyoruz ama ne kadarını biliyoruz. Ne kadarını sahiden, duyumsayarak biliyor ve içimize sindirmiş olarak yolumuza devam ediyoruz? Çıtır Çıtır Felsefe serisini okuyunca emin olun çok şey 'aydınlığa' çıkacak |
Tanrı'nın boş vaktinde yarattığı oğlan | | - ASLI TOHUMCU
Joyce Carol Oates'un yazdığı ilkgençlik romanı Türkçede. Büyümenin karanlık, zorlu bir süreç olduğu kesin. Oates, 'Seksi'de bu karanlık ve zorlu süreci Darren adındaki bir çocuk aracılığıyla ustalıklı bir şekilde aktarıyor |
Kafka'ya gri yakışır | | - Levent Cantek
Peter Kuper, neredeyse otuz beş yıldır çizgi roman dünyasında var olan bir sanatçı, Kafkaesk olarak tanımlanabilecek bir tarzı var. Zaten sadece 'Dönüşüm'ü değil Kafka'nın pek çok hikâyesinin çizgi roman uyarlamasını yaptı. Kuper, modern medyanın bizi içine gömdüğü klişelerle didişen, otoriteyle uzlaşmayan, galipler ve yönetenlere güvenmeyen bir yerde durarak anlatır anlatacağını
|
Gazeteciler Mavi Marmara'yı yazdı | | - SERKAN OCAK
Dualarla başlayan yardım seferberliği, dokuz yakınını kaybedenlerin gözyaşlarıyla son buldu. Geriye iki ülke arasında yaşanan söz düelloları, siyasi tartışmaların yarattığı gerginlik ve halen İsrail'in uyguladığı 'Gazze ambargosu' kaldı. Gazeteciler de Mavi Marmara'daydı.
M. Şefik Dinç ve Mediha Olgun gemide olanları kitaplaştırdı |
Fiziğin heyecanlı ufuklarında | | - Cihan Yurdaün
Görelilik kavramı anlaşılması kolay olmayan ama karmaşıklığıyla bir o kadar da merak uyandıran bir konudur. '50 Soruda Görelilik Kuramları' çokça merak edilen bu özel konuyu, fiziğin hem tarihi gelişimi içinde, hem de diğer konularıyla ilintili olarak detaylı bir biçimde ele alıyor |
Dostlarını arayan mektuplar | | - EVİNDAR A. DURAN
Bernhard Waldenfels'in 'Yabancı Fenomenolojisi', bir 'yabancı'dan gelen bir mektup, 'dost'luğa talip ve 'dost'luk öneren bir 'yabancı'dan... Alımlanması için 'biz'den hem 'biz' kalmayı hem de 'biz'i aşmayı bekliyor bu mektup, bir cevap bekliyor... |
Yıkım ve dekadans | | - Yücel Kayıran
Enis Batur Doğu-Batı Divanı'nın üçüncü cildini yayımladı. Batur, kötücül bir toplumsal durumdan, uygarlık bilincini koruyamama durumundan söz ediyor. Yıkım, çöküş, düşüş, dekadans... Üçüncü cildin içerdiği Buzlucam Arkasından Divan, gerek Türkiye siyasetinde bugün yaşanılan gerilimlerin kültürel temelleri bakımından, gerekse Batı Avrupa uygarlığında yaşanılan dekadans bakımından merkezi olan bir sorunsalı poetikaya dönüştürdüğü için tartışılması gereken bir yapıt |
Bir şizofrenin hatıraları | | - KAYA GENÇ
Marcel Proust'un büyük romanı 'Kayıp Zamanın İzinde', yedi cildin tamamını bir araya getiren yeni bir edisyonla yayımlandı. Proust'un bu en ünlü yapıtını psikolojik bir analiz olarak görenler kadar şizofrenik bir anlatı olarak okuyanlar da var |
Geleceği hesaba katan yazarlar | | - Zeynep Heyzen Ateş
Mark Twain'in 1924, 1940 ve 1959'da çeşitli versiyonları yayımlanan otobiyografisinin tamamı ilk kez sansürsüz olarak yayımlanacak |
Evrensel bir karakter | | - A. Ömer Türkeş
İvan Aleksandroviç Gonçarov'un efsanevi eseri 'Oblomov' yeniden yayımlandı. Bireysel kahramanın kaderinin ülkenin kaderini temsil ettiği bu romanda, Oblomovluk hali çağa, Batı'ya, Aydınlanma hamlesine ayak uyduramayan Rus toplumunun köhnemiş, Doğulu ruhunu yansıtıyor
|
Latin Amerika deneyimi | | - SEMİH GÜMÜŞ
D.L. Raby, 'Demokrasi ve Devrim'de Latin Amerika sosyalizminin güncel gerçekliğini somut kazanımlar içinde çözümlerken, içeriden bakıldığında bakış açımızın nasıl değişebileceğini gösteriyor |
1950'lerin Türk öykücüğü testi | | 1950'lerde Türk edebiyatının modernizm arayışı ve yaşadığı dönüşüm, günümüz edebiyatı için de önemini korumakta. O dönemi bilmek, edebiyatımızın bugününü anlamak için kilit önem taşıyor. Testimizi çözün, bilginizi ölçün |
Bir kılavuz kitap | | - ÖMER ERDEM
Clifford Geertz, 'anlaşılabilirlik ve açıklanabilirlik' bakımından, 'İnsanın incelenmesi' için, 'basit olanlara yakışan ikna edici açıklığı bir biçime korumak' gerektiğini söyler |
“Kurşun gibi ağır”... | | - SELİM İLERİ
Otuz kırk yıl öncesinin, 'İstasyon'la birlikte, nice değerli kitabına artık kimse dönüp eğilmiyor. Eğilmediğimiz için de bugünkü zırvaları edebiyatımızın varı yoğu sanıyoruz |
YENİ ÇIKANLAR | | Filozof, hukuk profesörü, sosyolog ve teolog Jacques Ellul 'Anarşi ve Hıristiyanlık'ta, anarşi ve Hıristiyanlığın aynı amaç peşinde olduğunu savunuyor. Kendisini anarşist Hıristiyan olarak tanımlayan Ellul, tüm kiliselerin devlet otoritelerine saygı duyduğunu, otoriteleri sıklıkta desteklediğini vurguluyor. |
KABORÜKO | | - GÖRKEM YELTAN
Kolo'yu ve Dalokay'ın neler dediğini hatırlamak için büyük bir heyecanla okuyorum 'Kolo'yu tekrar. Düşündüklerim mi bu kitaba çok uyuyor yoksa yıllar önce bu kitabı okuduğum için mi barajla ilgili bu noktalarda geziniyorum orasını pek bilemiyorum. Büyük ihtimalle Vedat Dalokay'ın sunuş yazısında yazdıkları beni şekillendirmiştir belki de |
Ne! Çocuklar için kurallar mı? | | - ASLI TOHUMCU
Aha, en büyük yarama parmak basan, faideli bir yer; “Yeni tanıştığın, karşılaştığın bir yetişkine 'Ağabey,' 'Amca,' 'Teyze' diye seslenmek abartılı bir yakınlık ifadesidir,” deniyor kitapta ve bu yersiz samimiyet yerine insanlara bey, hanım diye hitap edilmesi öneriliyor |
İstanbul'da bir opera | | - ARZU HAKSUN GÜVENİLİR
Beyoğlu Çiçek Pasajı'nın yerinde, bundan tam iki asır önce Doğu'nun en meşhur operası 'Naum Tiyatrosu' bulunuyordu. Bu sahne, dönemin en önemli sanatçılarına ve en görkemli gösterilerine ev sahipliği yaptı |
Rum ve Ermeniler nasıl yağmalandı? | | - ERTUĞRUL MAVİOĞLU
Resmi evraklarda, emvâl-i metrûke diye geçen, 'terk edilen veya terk edilmiş ya da sahibi bilinmeyen mallar' olarak tanımlanan ev ve araziler için, 'hani bunun ilk sahibi?' sorusunu soran Nevzat Onaran, Ermeni ve Rumların bu topraklarda yaşama haklarının yok edilmekle kalmayıp, ekonomik güçlerinin de nasıl sona erdirildiğini belgeleyerek kitaplaştırdı |
'Geç' kalan mesele | | - ERGÜN EŞSİZOĞLU
Baskın Oran'ın kitabı, 90'ların başından beri Kürt konusunda yaşadıklarımızın ayrıntılı bir anlatısı. Neler yaşamışız bu arada, bazılarını okudukça 'nasıl da unuttum' diyeceksiniz |
Aslolan sanattır | | - ELİF EKİNCİ
Can Yücel'in “Ohannes Brahms çalıyor eski plakta, sanat uzundur hayat kısa” diyerek, Oktay Rıfat'ın “Sanatın ve yaşamın düşmanı zaman” diyerek dem vurduğu güzel bir latince deyimdir 'Ars longa, vita brevis'... Sanatın sonsuzluğuna karşın hayatın kısalığına atıf yapan bu deyim, bu kez Zülfü Livaneli'nin çeşitli konular üzerine denemelerinin bulunduğu yeni kitabı Sanat Uzun, Hayat Kısa'ya ismini veriyor. |
'Romanlarımda yaşıyorum ben' | | - ASLI TOHUMCU
Yeni romanı 'Kirpiklerimin Gölgesi'nde küçük bir kız çocuğunun hikâyesini anlatan Şebnem İşigüzel: 'Romanlarımda yaşıyorum ben. Bu defa bir kız çocuğuydum ve evet o bağımsız askerin yaptığı jiletli işkenceye maruz kaldım, Bekçi Amca'nın bir kuşu yemler gibi attığı şekerlerle tuzağa düştüm. Kendi sesimle talihsiz roman kahramanımın sesinin birbirine karıştığı oldu. Yazmıyorum, yaşıyorum esasında. Yazdıklarım kimilerinin söylediği gibi derin hisler yaratarak okunuyorsa sebebi budur bana kalırsa' |
Küçük çocuğu Cumhuriyet'in | | - YÜCEL KAYIRAN
Henüz şiirinin dolgun dönemindeyken ölen şairlerin unutulmasına göz yumanlar, kuşkusuz, şairlik kumaşından nasibini almamış ve yitmek kaygısıyla hergün kavrulmaktan kurtulamayanlardır. Abdülkadir Bulut, yirmi beş yıl önce, 8 Ağustos 1985 tarihinde öldü; Silifke'den Anamur'a gidiyormuş, yolculuk ettiği minibüs bir virajı alırken, minibüs kapısının açılmasıyla, düşmüş. Minibüs doluymuş ve Abdülkadir Bulut, arada, taburede oturuyormuş |
Tarihi bir kitap | | - A. ÖMER TÜRKEŞ
Georg Lukács'ın 'Tarihsel Roman'ı yazılmasının üzerinden yetmiş yılı aşkın bir süre geçtikten sonra Türkçede. Tarihsel ruh ile toplumun tümünü tasvir eden edebiyat arasındaki etkileşime teorik bir açıklama getirmiş Lukács |
Beyaz siyaha yaklaşırsa... | | - AYSEL SAĞIR
Güney Afrikalı yazar Nadine Gordimer, 'July'ın İnsanları'nda, Güney Afrikalı siyahlarla, Avrupalı beyazları yan yana getirmiş |
O esnada 'Pera'da... | | - METİN UYGUN
İstanbul'un 2010 Avrupa Kültür Başkenti unvanı taşıması vesilesiyle pek çok sanat ve kültür etkinliği düzenleniyor. Bu arada son bir yılda yayımlanan, başlığında 'İstanbul' geçen veya İstanbul'la ilgili olan telif ve çeviri kitapların sayısında da bir artış gözlendi. Bu kitapların yayımlanma tarihlerinin 2010 yılıyla çakışması tesadüf kabul edilebilir. |
İnsanlığın gömüldüğü topraklar | | - YUSUF ÇOPUR
Kendisi de 1967 savaşının mültecilerinden olan Susan Abdulhawa, 'Filistin Sabahları'nda Filistin topraklarında yaşanan dramı tarih, kimlik, aşk, savaş ve umutla örülü bir kurguyla anlatıyor |
Yersiz yurtsuz filozof | | - KAYA GENÇ
17 kitabı Cem Yayınları'nca yeniden basılan Amerikalı romancı Jack London, eserlerinde Nietzsche'yi, Darwin'i ve sosyalist hareketleri tartışan, bugün düşündüğümüzden çok daha girift bir yazardı |
Savaş ve kültürel işgal | | - ASUMAN KAFAOĞLU
'Savaş ve Barış'ı okumadan önce ile okuduktan sonra, insan aynı değildir! 'Savaş ve Barış'ı özellikle bu çeviriden okumanın ayrı bir güzelliği var, hem çeviriye Nazım Hikmet'in elinin değmiş olması hem de Tolstoy'un önsözleri eşsiz bir değer katıyor |
Kitaplardan kurtulabilir miyiz? | | - SEMİH GÜMÜŞ
Peki internetin ayıklama yapmadan depoladığı bilgiye birkaç tık ile ulaşıldığında ne çıkıyor karşımıza: Sınırsız bir bilgi yığını; doğruyla yanlışın, ölmüşle yaşayanın, nitelikliyle niteliksizin çorbaya çevrildiği bir karışım |
Edebiyatçılar ve kafa kağıtları | | Nüfus cüzdanları, eski deyişle kafa kağıtları düşündüğümüzden daha çok ipucu verir insanlar hakkında. Mesela pek çok önemli eserin çocukluk ve ilk gençlik yıllarında yaşanan olaylardan beslendiği düşünüldüğünde edebiyatçıları ve aslında tüm sanatçıları en çok etkileyen unsurlardan biri hiç kuşkusuz doğdukları yer, yetiştikleri ortam. Ya da kişinin, yaşadığı dönemi, hayata bakışını etkileyen doğum yılı değil midir bir ölçüde? |
Öznel bir deneyim olarak hatırlama | | - ÖMER ERDEM
Hiç kimse başkasının yerine hatırlayamadığı gibi kendi her hatırlayışı bile bir öncekinden farklıdır... Bellek her hatırlayışta yeniden yaratır |
YENİ ÇIKANLAR | | Tolstoy, dev eseri 'Savaş ve Barış'ta, bilindiği gibi Napoleon'un Rusya'yı işgal edişini hikâye ediyor. Roman, bu işgali çok yönlü ve yetkin bir üslupla işlemesi kadar, Rus toplumuna dair ayrıntılı ve mükemmel gözlemler barındırmasıyla da dikkat çekiyor. Rostov ve Bolkonik ailelerinin kaderleri etrafında 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Rus toplumunun bir tablosunu çizen yazar, 1800'lerin Rusya askeri tarihini anlatıyor. |
Bir oradaydım bir burada, sonunda kaldım İstanbul'da | | - CEREN AKARDAŞ
Tatile nereye gideyim, İstanbul'un neresini gezeyim ne yiyeyim ne içeyim, diye bunalıma girenler için neyse ki rehber kitaplar var. Sadece İstanbul kitabının yazarlarının 15,600 km yol katettiklerini söylemek yeter |
Bir zamanlar çocuktular | | - ASLI TOHUMCU
'Haylazlar Kitabı', büyük isimlere yeniden hayat veren bir çalışma. Eğitim hayatlarında zayıf, işe yaramaz bulunmuş, başarısızlığa aday gösterilmiş, zaman zaman engellenmiş, kimsenin hiçbir umut beslemediği, ancak insanoğlunun ortak hafızasına adını güzel harflerle kazımış bazı kişilerin kısa hayat hikâyelerinin bir toplamı... |
KABORÜKO | | - GÖRKEM YELTAN
Sevdiğim biriyle tekrar buluşmak için okuyorum bu kez onu. Gözlerim yaşarıyor sık sık. Çok üzülüyorum Gundula'nın yaşadıklarına. Daha önce kurtuluş olarak gördüğüm hikâyenin sonunu bu kez üzülerek okuyorum üstelik. Gundula'nın büyümesini istemiyorum çünkü. Büyüyor ama, büyütüyorlar. Matah bir şeymiş gibi yapıyorlar bir de... |
Seni küçük solucan! | | - GÖKÇE GÖKÇEER
Çok başarılı bir bilim adamı ve tatlı dilli mütevazi bir popüler bilim yazarı. Sargun A. Tont'un sadece tiksinti yaratan 'solucanların' bilim tarihi ve doğal yaşam için önemini anlattığı bölüm bile kitabının ne kadar eşsiz olduğunu göstermeye yeter |
Belki şehre bir film gelir! | | - AYLİN Ç. DUYAL
Serpil Kırel, kuramın yalnızca az sayıda entelektüelin 'yüksek tartışmalar' yapmasının aracı olmadığını belirtirken, kuramsal tartışmaların gündelik yaşamdaki bilgilere aktarılmasının son derece yaratıcı bir süreç ve bir yaşam biçimi olarak deneyimlenebileceğini, aynı zamanda kuramların okuyucusuyla birlikte anlamlanmak için var olan bir düşünme pratiği olduğunu akılda tutmamızı öneriyor |
Bir yeni zaman tanrısı: Palahniuk | | - HANDE ÖĞÜT
Chuck Palahniuk'un dilimize çevrilen son romanı 'Çarpışma Partisi', ünlü romanı 'Dövüş Kulübü'ne benziyor. Palahniuk, toplumsal düzenin kirli ve iğrenç addettiği tüm motifleri kullanarak bir vahşet ve cinsellik ikonografisi kurdu. Kendi tahmininin ötesinde kahramanlaşıp bir yeni zaman tanrısına dönüşmüş bir yazar |
|
|
|
|
|
|
 |